KARA TREN

 

Ne zaman 19 Ocak gelse, yine eskilere, anılara giderim. 

Soğuk bir kış günü, her yerde kar var. Ama bizi hiçbir şey durduramaz. 

Eşyalarımız günler öncesinden sandıklara konmuş

Her sandıkta olan eşyaların listeleri yapılmış, sandığa iliştirilmiş

İçimiz üşüyor, soğuktan mı, yoksa yakınlarımızdan ayrılacağımızdan mı bilemiyorum. 

Tüm yolcular ayrılan kompartmanlarda yerlerini alıyor. Herkes yakınlarıyla vedalaşıyor. 

Ayrılık zamanı gelmiş çatmış, gözyaşlarımız sel olup akmış

Son anda yetişen komşumuz "Bahtiyaaaaar" diye dört yaşındaki oğluma seslenişi

hâlâ kulaklarımda. Son anda yetişip sarılıp kokluyor, yanaklarından öpüyor. 

Ayrılık ne kadar zor olsa da kararlıyız. Hiçbir şey bizi caydıramaz, 

yolumuzdan bizi geri döndüremez. 

Yıllarca Türkiye özlemi çekenler için bu duygunun tarifi yok. 

Nihayet kara trenin düdük sesiyle, arkanda doğduğun toprakları, yakınlarını, 

arkadaşlarını, yaşanmışlıkları bırakıp bir meçhule giden yolculuğa başlıyoruz. 

Bir ara kompartmanın kapısı açılıyor, bir görevli isimlerimizi okuduktan sonra, 

soyadınız ne, diye soruyor. Biz soyadı bile düşünmemişiz. Birden Işık olsun diyorum. 

Herkes kabul ediyor. Hepimiz karışık duygular içerisinde önce muhacirhaneye yerleşip, 

Daha sonra İzmir'e yakınlarımızın olduğşehre yerleşiyoruz.

Bundan böyle, ikinci vatanımızda, yeni bir hayat bizi bekliyor. 

Alışılması zor da olsa, insan her şeye çabuk adapte oluyor. 

Senelerce birçok arkadaş edindim, öğrenci yetiştirdim, yeni deneyimler kazandım.

Herkes bir yerlerden gelip İzmir'e yerleşmiş olabilir;

fakat memleket değiştirmek başka bir şey. 

Fatma IŞIK 

Fotoğraf: Süleyman AKMAN 

Bakmadan Geçme